top of page
< Back

17 Mart 2026

Afyonkarahisar Kalesi

Türkiye

Türkiye

Konumu

Seyahat Notlarım

Antalya seyahatimin öncesinde Afyonkarahisar Kalesi'ni ziyaret etme şansı buldum. Şehirden bakıldığında kale bana Pol Amir'in betimlediği Alamut Kalesini anımsattı.
Kale ilk olarak MÖ 1300'lü yıllarda Hititler tarafından inşa edilmiş. Hitit kaynaklarında kalenin adı 'Hapanuva' olarak geçer. Adının anlamı tam olarak bilinmese de yüksek yer, zirve anlamına geldiği tahmin ediliyor. Bu kuvvetli bir tahmin olsak gerek ki ileri dönemlerde kale yine benzer anlamda isimlerle anılmaya devam edilecek. Kale o dönem geçici bir üs olarak kullanılmış gibi anlatılsa da sonraki dönemlerde çevresinde yerleşilen bir merkez haline gelmiş.
Kale daha sonra birkaç yüzyıl Frig hakimiyetinde kalmış. Bu dönemde kale 'Akroinon' adıyla anılmış ve kaleye Kybele'ye adanmış tapınma yerleri inşa edilmiştir. Tahmin edebileceğiniz gibi Akroinon kelimesi akron kökünden türemiş ve akron en yüksek tepe, zirve anlamına geliyor. Kale Frig döneminde de zirvedeki yer anlamına gelen bir isimle anılmış yani ki bu doğrudan olmasan da zannımca ilk tahmini daha da güçlendiriyor. Daha sonra Akroinon 1000 küsür sene Bizans hakimiyetinde kaldıktan sonra 1200'lü yıllarda Selçuklu hakimiyetine girmiş. Bu dönemde kale 'Karahisar-ı Sahib' adını almış. Buradaki Sahib, genel bir “sahip” kelimesi değil, daha çok Anadolu Selçuklu veziri Sâhib Ata Fahreddin Ali ile ilgili gibi duruyor. Kaleye Selçuklu döneminde bir mescit eklenmiş. Daha sonra kale Osmanlı himayesine girmiş ve özellikle ateşli silahlar bulunana kadar stratejik olarak değerini korumuş. Afyonkarahisar adını da Osmanlı döneminde bu bölgenin afyon yetiştiriciliğinin merkezi olması sebebiyle verildiği tahmin ediliyor.
Afyonkarahisar kalesi yukarıda bahsetmiş olduğum bölgede yaşamış bütün toplumların etkisini bugün hala taşıyor. Kaleye çıkan 700 küsür merdivende hala birçok çeşit taş yapısı görmek mümkün. Kalenin üzerindeki burçların bile tabiri caizse 'tuğlaları' gözle görülür şekilde birbirinden farklı. Paylaştığım görsellerde de bunu görebilirsiniz.
Kalenin eski dönemlerde çevresini hayal etmek zor değil. Bugün hala etrafında benzer şekilde bir kentleşme mevcut gibi görünüyor. Paylaştığım gravürde ( L. De Laborde. Voyage de l’Asie Mineure. Paris, 1838) de benzer bir yapılaşma görüyoruz.
Bugün kalede hayat yok. Üst hisarda yavaş bir onarım çalışması devam ediyor.
Yolunuz düşerse ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Onarım çalışmaları tamamlanmadan üstüne çıkıp görebileceğiniz tek şey, burçlar, kalenin çevresine olan vizyon hakimiyeti, burçlar, surlar, önceki dönemlerde şehrin su ihtiyacının karşılandığı düşünülen su çukurları (kuyuların baş kısımlarında çukurlardan su çıkarabilmek veya başka amaçlar için kullanılmış aparatların ayaklarının oturtulması için oluşturulmuş ufak eşikler var, görsellerde paylaştım) ve belki en etkileyicisi burada yaşamış toplulukların kaleyi her onardığında bıraktığı o farklı 'tuğla' izleri. Bunları merak etmiyorsanız kalenin üzerinde görülecek çok bir şey kalmamış. Onarılmasını dört gözle bekliyorum.
İyi günler.

Diğer Görseller

@2025 By H. Tarık Cengiz

bottom of page